Salı, Ağustos 19, 2008

233

hepimizin hayatta yaşadığımız travmalarımız var. yaralarımız. büyük ya da küçük.

üç hafta kadar önce parmağımı kestim. doğrusunu istersen fena bir kesik değildi; bıçak kemiğe dayandı sözünün ne demek olduğunu tam ve net olarak biliyorum artık. beş dikiş attı doktor.

beni kan tuttuğunu bir kere daha deneme fırsatı oldu. acı konusunda fena değilim, dayanıklı olduğum söylenebilir ancak görmek ya da bakmak ya da tahayyül etmek kanın damarlarımdan çekilmesi gibi bir sonuç ortaya çıkarıyor.

nasıl mı?

parmak kesildi. bir acı oluştu. buraya kadar tamam. çok fazla ve dayanılmaz bir acı değildi. çok hoş bir durum da değildi ancak sorun yoktu. ne zaman ki parmağıma sardığım sargıyı çıkardılar ve kesildikten sonraki ilk halini gördüm, o zaman içim bi fena oldu.

kendi kendime canımın daha fazla yanacağını, kötü bir kesik olduğunu, dikiş atacaklarını, dikiş atarken canımın daha fazla yanacağını, parmağımın uyuşmaya başladığını, gecenin bir vaktinde hastaneye bir sürü gereksiz para vereceğimi düşündüm, düşündüm, düşündüm... çok acınası bir haldeydim. vah zavallı ben'dim...

hele etrafımdaki kişiler bakıp da "ah canım, çok acıyor mu?" " ayyy, nasıl kestin öyleee...." "dikiş atmak iyi olabilir..." ... dedikçe içim bir fena oldu.

gece 12.00 gibi hastaneye gittik. doktor dikiş atarken ya da temizlerken bakmadım. biliyorum ki bakarsam içim yine fena olacak. ama bakmamam engelleyemedi. çünkü bu sefer de kafamda kurmaya başladım. "ayy... evet iğne yapıyor. kesiğin içine mi yaptı? evet... ay... acıdııı... şimdi mi dikmeye başlıyor acaba? evet evet... başka şeyler düşün... saat kaç oldu acaba? yarın elimi kullanabilir miyim? sabah erken kalkmam gerekecek, kaç gibi çıksam evden?... hı... dikiyor evet. acıyor mu? hımmm.. evet biraz... aslında çok acımıyor canım. az bir acı bu. ama sanki çok daha fazla gibi geliyor."

yaşadığımız olaylarda da aynı şeyi yaptığımızı fark ettim.

diyelim ki sevgilimiz bizi terk etti. bunun normal olarak bir acı vereceği gerçek. ama ne kadar acı olacak? belki nefes alamaz hale geleceğiz. belki ağlayacağız. belki canımız acıyacak (bu konu çok enteresan hakkında, bi'ara konuşalım mı bununla ilgili? ne dersin?). belki de çok fazla umursamayacağız.

yaşadığımız şeyleri çok fazla didiklemeye, üzerine günlerce kafa patlamaya, herkese anlatmaya, kendimize acımaya ve ne kadar zor durumda olduğumuzun, nasıl haksızlığa uğradığımızın bize tekrar tekrar anlatılmasına kendimize kaptırdıkça, yaramız daha da sızlamaya başlıyor.

yaşadığımız bir olay sonraki bir haftamızı, bir ayımızı, bir yılımızı hatta daha korkuncu tüm hayatımızı etkisi altına alabiliyor.

bir an durup ne kadar gerçek olduğuna bakmak gerekiyor.

ancak biraz daha yukardan...
biraz daha kendi dışımdan...

yıllar önce bir yerde mi duymuştum, bir yerde mi okumuştum şimdi hatırlayamıyorum. kendini kötü hissettiğin zaman tüm evren içinde kapladığın yeri düşünme ile ilgili bir konuydu.

evrenin, hayatın ve zamanın sonsuzluğu içerisinde benim yaşadığım neydi? insanlık için ne kadar önemliydi? ve en önemlisi gerçek miydi?

4 yorum:

Geyik Mühendisi dedi ki...

ağustostan bu yana çok zaman geçti...
bi parmak kesildi diye küsme buralara. :(

cekdar dedi ki...

harika bir yazıydı. bir derdimide yazayım gitsin , tasarıma kurban olayım bir dokun ya. koyu olunca ve biz yazıyı okuduktan sonra beyaz bir sayfayla karşılaşınca çarpılıyoruz.(-:

silgi dedi ki...

gaia nerlerdesin, mail adresin de yok hiçbir yerde. bir ses ver, bir şey yap.

Samet karakayalı dedi ki...

Çok güzel işler yapıyorsunuz ben çok begendim

www.gunerinrenkleri.com