Pazartesi, Mart 02, 2009

235

işyerine geldiğimde içerisi havalansın diye camları açtım.

tam camı açtım, odaya kafamı çevirirken birden durdum. bahçedeki erik beyazlara bürünmüştü.

-ne kadar klasik bir kelime beyazlara bürünmek, ama ne kadar da güzel. yerine başka kelimeler aradım, bulamadım.-

şaşırdım, bir an sıcak bir rüzgar esti, güneş sanki bulutların arasında kıpırdandı.
çimenlerin yeşili üstünde kuru, yeşilsiz dallarında beyaz çiçeklerle ne kadar tazeydi.
yenilenmenin müjdesini taşıyordu.
mart...
yeniden doğuş, yenilenme...
yeni başlangıçlar...
fazlalıklardan kurtulma zamanları...

bazen herşey ağır geldiğinde, bakıyorum ağırlık yapan nedir diye.
kollarıma, ayaklarıma, kafama hangi ağırlıkları takmışım da yürümeye çalışıyorum diye...

gereksiz işlere mi batmış ayaklarım? gitmem gereken yere gidemiyorum.
tanımadığım ve görmek istemediğim insanlar mı girmiş kollarıma beni bırakmayan?
geçmişe bırakmam gereken hangi takıntılar ve olaylar hala kafamda?

dün akşam dolabımdaki fazla kıyafetleri ayıkladım, verilmek üzere ayırdım.

bahara hazırlanıyorum kuzum.

2 yorum:

Nes london-ist dedi ki...

kuzum ne zamandir ugramamisim ozlemisim yazilarini
iyisin hossun mutlusun umarim

debra dedi ki...

Bahar geliyor. Ne hoş...